CEMİL ALTINBİLEK

26/12/2005 HÜRRİYET GAZETESİ

Danıştay, Adalet Bakanlığı´nın, hakimler ve savcılar hakkındaki şikayetler üzerine verdiği "işlem yapılmasına gerek görülmediği" yolundaki kararların, idari yargı denetimine tabi olduğuna karar verdi.

Cemil Altınbilek adlı bir kişi, eski Pendik Cumhuriyet Başsavcısı ile Pendik, Kartal ve Kadıköy´de görev yapan bazı hakim ve savcılar hakkında Adalet Bakanlığı´na şikayette bulundu.

"Bakanlığın takdiri hakimler için tek ölçü değil"

A.A.

Danıştay, Adalet Bakanlığı´nın, hakimler ve savcılar hakkındaki şikayetler üzerine verdiği "işlem yapılmasına gerek görülmediği" yolundaki kararların, idari yargı denetimine tabi olduğuna karar verdi.

Cemil Altınbilek adlı bir kişi, eski Pendik Cumhuriyet Başsavcısı ile Pendik, Kartal ve Kadıköy´de görev yapan bazı hakim ve savcılar hakkında Adalet Bakanlığı´na şikayette bulundu. Adalet Bakanlığı, yaptığı incelemenin ardından ilgililer hakkında "işlem yapılmasına gerek görülmediği" yolunda işlem tesis etti. İşlemin iptali istemiyle açılan davayı görüşen Ankara 12. İdare Mahkemesi, "Dava konusu işlemin adı geçenler hakkında disiplin ve ceza soruşturması açılmamasına ilişkin olduğunu, bu kararın idari işlem niteliği taşımaması nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceğini" gerekçe gösterip davayı reddetti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Danıştay 5. Dairesi´ne geldi. Daire, 1´e karşı 4 üyenin oyuyla yerel mahkemenin kararını bozdu. Anayasa´nın, "hak arama", "idarenin her türlü eylemine karşı yargı yolunun açık olduğu" hükümlerinin hatırlatıldığı kararda, Anayasa´daki bu hükümlerin hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden olan ve uluslararası hukuk kuralları ile Türkiye´nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığı anımsatıldı.
Anayasa´da bu hükümlere yer verilerek, anılan temel haklara anayasal bir değer yüklendiğine işaret edilen kararda, "Buna göre, tarafsızlığı ve bağımsızlığından kuşku duyulmayacak şekilde oluşturulmuş bir mahkemeye başvuru olanağının tanınmadığı bir idari rejimin, adil yargılanma ilkesine uygun olmayacağı kuşkusuzdur" denildi.

"ETKİN BİR YARGISAL DENETİM´

Kişilerin sahip olduğu tek güvencenin "etkin bir yargısal denetimin varlığı" olduğuna vurgu yapılan kararda, şu tespitlerde bulunuldu: "Adalet Bakanlığı´nca kurulan işlemin davalı idarece kamu gücü kullanılarak takdir yetkisi içinde kurulması ve hukuksal sonuç doğurması nedeniyle tüm unsurlarıyla idari işlem olduğuna, incelenebileceği başka bir idari birim veya yargı mercii kalmadığına ve bu nitelikte bir işleme yargı yolunu kapayan bir yasa hükmü bulunmadığına göre, Anayasa´nın 36. maddesinde öngörülen ´hak arama özgürlüğü´ ve 125. maddesinde öngörülen ´idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu´ ilkeleri uyarınca konu edilebileceği tabidir.

Takdir yetkisi kullanılarak kurulan bakanlık işleminin, yargı yolu kapatılmamış tüm idari işlemler gibi açılan bir dava sonucunda amaç yönü ile hukuka uygunluğunun denetlenebilmesinin, Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Yasası gereği olduğu, sözü edilen denetimin ise ancak idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır."

Danıştay 5. Dairesi´nin kararında, davacının şikayeti üzerine, ilgili hakim ve cumhuriyet savcıları hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin idari işleme karşı açılan davada, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği, sözü edilen işlemin idari davaya konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı vurgulandı.