CEMİL ALTINBİLEK

Alim Efendi ve Manisalı Musikişinaslar

Manisalı Müftü Alim Efendi ve Manisalı Musikişinaslar
Manisa Denge Gazetesi 28,29/8/2006-www.etvmanisa.com

MANİSALI MÜFTÜ ALİM EFENDİ (1874-1930)
VE MANİSALI MUSİKİŞİNASLAR

İnsanların unutma eğilimleri, toplumların hafızalarına da yansıyor. Yoksa daha üzerinden bir nesil bile geçmeden, bir şehrin hem kahraman, hem alim ve hem de sanatkar, bir abide şahsiyeti unutulur mu?

Maalesef Manisa´da unutulmuştu. Ta ki, dışarıdan bir heyetin gelip, Manisa´da bu şahsın izlerini ve mezarını aramasına kadar.

Bu olay toplumsal hafızamızı zorlamamamıza yaradı. Yıllar önce İstanbul´da bir musiki cemiyetine devam ettiğimi anlatırken, Manisa eşrafından ve çarsı esnafından Tezcan Karadanışman; babası Keşfi Bey´in yakından tanıdığı, Manisalı Alim Efendi adında önemli bir musikişinas-bestekarımız bulunduğunu ve eserlerinin de il kütüphanesinde olduğunu söylemişti. Alim Efendinin adını ilk böyle duymuştum.

Sonrasında, Mesir konferansları çerçevesinde Neyzen Selami Bertuğ´ un Alim Efendi üzerine yaptığı çalışması, Turizm Derneğinin dergisinde 1983 yılında yayınlanmıştı. Daha önce de Çağatay Uluçay Manisa ünlüleri kitabında, Yılmaz Öztuna Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisinde, Nazmi Özalp Türk Musikisi Tarihinde Alim Efendi´ye yer verilmişti. Ancak Alim Efendi ile ilgili bilgilerin ve hatta fotoğrafın, müşterek olduğunu ve çoğu kaynağın da, İbnülemin Mahmut Kemal İnal´ın Hoş Seda-Son Asır Türk Musikişinasları eserine dayandığını sonucuna vardım. Tabii ki, Keşfi Bey´in hatıra ve nakilleri hariç.

İş Bankası Kültür Yayınları arasında 1958 yılı baskısı bu kitap, musiki şahsiyetleri ve hatıraları açısından canlı bir vesika hükmündedir. Zira İstanbul Üniversitesinde Profesör olan İbnülemin Mahmut Kemal´ in Üniversite karşısındaki evi, bir akademi hüviyetinde olup, zamanın tüm aydın ve sanatkarlarının toplanma mekanı, sohbet ve musiki meclisi idi. 19. asrın ikinci yarısı ve 20. asır ortasındaki zaman dilimindeki ilim, fikir ve sanat müntesipleri bizzat bu meclislerde yer almışlar veya yer alanlar tarafından tanıtılmışlardır.

Alim Efendi´nin Hoş Sada´ ya dahil olması, bu eserin anlatımıyla, zamanın en önemli musikişinaslarından, neyzenbaşı Halil Can tarafından refere edilerek, yine zamanının tabiriyle hal tercümesinin takdim edilmesi ile olmuştur. Demek ki, tahmin edildiği gibi Alim Efendi tanınmayan bir musikişinas değildi. Bilakis önemli musiki mahfillerinin müdavimi Neyzen Halil Can´ın yakından tanıdığı ve tanıttığı bir sanatkar olarak, Alim Efendi´nin musiki erbabı tarafından bilinip, takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Tarihi kaynaklarda bahsi geçen, Alim Efendi´ye ait ve Selami Bertuğ tarafından isabetle kritiği yapılan, "Hicaz Karı Natık" adlı müzik eseri ise; Alim Efendi´nin bestekar yönünü anlatmaya yeterlidir.

Musiki söylemek, musiki lisanıyla halleşmek anlamına gelen karı natıklar, klasik bir beste formu olup, genellikle hocalar tarafından, musiki öğretmek için yapılırdı. Her cümlesinde başka bir makam adı ile, adı geçen makamın karakteristik nağme ve seyri gösterilir, her yeni cümlesinde de başka bir makama geçilerek, komşu makamlar gezilir, hatta çok farklı ses dizilerine ulaşılır ve nihayet baştaki makama dönülerek karar verilir, böylece eser tamamlanır. Müzik cümle uzunlukları da, şiirdeki mısra ve beyit mesafeleri kadardır..

Alim Efendi´nin "karı natık"ı 15 beyit ve 15 ayrı makam olduğu gibi, tatbikatta pek görülmeyen şekilde, her iki mısradan meydana gelen beyitler de ayrı ve uygulaması zor, çok darplı usuller ile 15 ayrı girift usulde bestelenmiştir. Sadece bu eser dahi, Alim Efendi´nin musiki ilmine vakıf, esaslı bir hoca-bestekar olduğunun kanıtıdır.

Ayrıca, Selami Bertuğ tarafından kritiği yapılan Bestenigar makamımdaki beste ve ağır semaiden, "öyle bir afeti yektay ı emelsin meleğim" mısraı ile başlayan ikincisi, Alim Efendiden 20 yıl sonra yaşamış udi bestekar Aleko Bacanos tarafından saba makamındaki bestelenmiş olup, halen çalınıp, söylenen meşhur bir şarkı olması; Bestenigar makamının, segah ile karar veren saba makamı olduğunu bilen biz musikişinaslar için, saba makamındaki şarkının sahibi Aleko´ nun, Alim Efendi´yi ve saba ağır semaisini bildiği sonucuna varmak için yeterli bir karine teşkil eder. Üstelik Alim Efendi´nin bestelerindeki sözlerin kendisine ait olduğunu da bilmekteyiz.

***

İnternetteki musiki sitelerinde dolaşırken tesadüfen notasını bulduğum, "şüride(perişan) ve şeyda kılan-yarin cemalidir beni" mısraı ile başlayan nihavent ilahinin bestekarının Manisalı Asım Molla olması beni birden cezbetti ve derhal notasını basarak repertuarıma aldım. Ancak öğrendim ki Asım Molla-doğumu 1839, Manisa´nın Kadı zadeler namı ile maruf şair ve musikişinas bir ailesinden geliyor, en önemli talebesi de, bilahare Alim Efendi´nin musiki hocası olacak, Çerkez Hafız Mehmet Efendi-ölümü 1906.

Dikkat çekici bir başka taraf ise, Manisa´ lı Çelebi zadeler ailesinden gelen müderris(medrese öğretim üyesi) Cevdet Efendi 1839-1939, "şems ül irfan" irfan güneşi adı ile kurduğu özel okulda, İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve Farsça dil dersleri yanında Musiki dersleri veriyor ve buranın musiki hocası da Hafız Mehmet Efendi. 20. asrın başında beş lisan ve yanında musiki eğitimimi veren bir özel okula sahip Manisa ile, 20.asrın sonunda bir musiki derneği bile bulunmayan Manisa´yı mukayese etmeyi, okurların takdirine arz ediyorum. Ama bana göre değerlerimiz bilinmiyor değil, şimdilerde bizler pek bilmiyoruz. Yoksa vesikalar sabit.

Alim Efendinin çağdaşı ve Manisalı diğer musikişinaslar arasında, aynı zamanda neyzen ve şair Şeyh Hasan Efendi, müderris hacı Musa Efendi, Kasapzade Ahmet Efendi, Keşfi Beyin babası Manisa Mevlevi hanesinde naat han ve neyzen Hafız Mehmet Raşit Efendi ve yakın tarihe kadar yaşamış olan Çorapçı Ahmet Efendi namıyla maruf Ahmet Esat Uğurlu´ yu sayabiliriz. Ayni tarihlerde bendenizin babaannesinin babası olan Mehmet Dede´nin de kudüm ve bendir vuran, bir neyzen olduğu, aile hatıratı içinde nakledile-gelmektedir.

Çorapçı Ahmet Efendinin tüm nota ve külliyatı, İzmir´de yaşayan talebesi Naim Kaya´da olduğu söylenmektedir. Bu külliyat arasında arayıp da bulamadığımız Manisalı bestekarlara ait notaların olabileceği kuşkusuzdur. Bu sebeple kendisine tevarüssen intikal eden bu dokümanlardan, Manisa ve Manisalının da hakkı olduğu inancıyla, birer nüshanın Manisa Kütüphanesine kazandırılması bir zarurettir.

Alim Efendi´nin kayıtlarda gösterilen ilahileri ve ney sazını icra eden bir neyzen olması da; hocalarından birinin ve bu gün kullanılan batı tarzında notayı öğrendiği Manisa Mevlevi hanesinden Hilmi Dede ve geçmişte kullanılan Hamparsum notasını öğrendiği İzmir Mevlevi hanesinden Şeyh Cemalettin Efendi olması sebebiyle, Alim Efendi´nin Manisa Müftüsü olarak bir din bilgini olmasının yanında, Manisa Mevlevi hanesine mensup bir Mevlevi dervişi veya muhibbi denilen yandaşı olduğunu göstermektedir. Aynı tarihlerde hem din adamı, hem de Mevlevi şeyhi olan ünlü bestekar Rakım Erkutlu Hoca´ da İzmir´de dir. İzmir, karşıyaka´ da vefat eden, Tanburi Ali Efendi´nin, amca oğlunun Manisa´da görevli bulunması sebebiyle, son döneminde Manisa´da ikamet ettiği bilinmektedir.

Alim Efendi, musikişinas kişiliğinin dışında ise; bir milli mücadele kahramanıydı. 1919´ da İzmir´de toplanan, Müdafa i Hukuku Osmaniye Cemiyetinin tertip ettiği Kongreye, Manisa temsilcisi olarak katılmış, Bölgenin Yunanlılar tarafından işgalini müteakip, Manisa´da milli mücadelenin başlamasını sağlayan "Cemiyeti İslamiye" teşkilatının, kurucuları arasında yer almış ve reisliğine getirilmiştir. Bu cemiyetin toplantı ve faaliyetlerinden rahatsız olan Yunan makamları, Alim Efendiyi idama mahkum etmiş, evi sarılan Alim Efendi, arka kapıdan kaçarak, önce Akhisar´ a , sonra Balıkesir´e geçmiş, Kuvayı Milliye çalışmalarına katılmış, Balıkesir kongresinin ikinci başkanlığında bulunmuştur. Buradan da İstanbul´a giderek bir müddet burada kalmıştır. İstiklal savaşından sonra, Ankara hükümetinin teklif ettiği görevleri kabul etmeyerek, Manisa´daki eski görevi olan Müftülüğe dönmüş ve vefatına kadar bu görevde kalmıştır.

İstiklal mücadelemize katılan binlerce isimsiz kahramanın yanı sıra, ismi ve mücadeledeki katkısı malum kahramanlarımızın unutulmasının affedilmesi mümkün değildir. Bunun için toplumsal hafızamızı devamlı canlandıracak ve yeni nesillere tanıtıma vesile olacak şekilde, milli kahramanlarımızın adının yaşatılması lazımdır. Bu sebeple de, başta Alim Efendi adının, Manisa´nın önemli bir caddesine ad olarak verilmesi, hatta Alim Edendi adının yeni yapılacak okullara, mabetlere verilmesi gerekmektedir. Müftülük veya Mevlevihane önüne büstünü veya heykelini diksek de çok değildir. Ancak böylelikle, literatürde Manisalı Alim Efendi diye tanınan, Manisa Müftüsü Alim Efendi´ye vefa borcumuzu ödeme yolunda adım atmış olabiliriz. Bunun için tüm Manisa Siyasetine, bürokrasisine, Belediyesine, Encümenine çağrıda bulunuyorum.

Av.Cemil Altınbilek-İstanbul Manisalılar Derneği Başkanı
info@cemilaltınbilek.com-info@istanbulmanisalilar.org