CEMİL ALTINBİLEK

Şehrin Tarihi ve Kültürel Dönüşümü

Şehrin Tarihi ve Kültürel Dönüşümü
Manisa Denge Gazetesi/08.01.2007/www.etvmanisa.com

ŞEHRİN TARİHİ VE KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMÜ

Manisa´nın tarih içinde yerleşim alanları dağ eteklerinden başlayarak, kademe, kademe ovaya doğru yayılmış olduğunu, hemşerilerimiz bilir ve hatta görürler.

Şehrin Saruhan-Türk hakimiyeti öncesi, ilk yerleşim ve güvenlik kuşağı, Sandık Kale veya Top Kale olarak bilinen ve halen de bazı yerlerde yıkıntıları bulunan kale şeridin üst kısmı olup, bu gün için dağ alanı olan bu bölgede iskan yoktur.

Saruhan Beyliği döneminden bu güne gelen Mevlevihane ve Ulu Camii ise, Şehrin yerleşim kuşağının bir kademe aşağıya, dağ ile ovanın kesişme çizgisine doğru kaydığını, ama yine yüksek ve ovaya hakim kısımların tercih edildiğini göstermektedir.

Manisa´da Osmanlı Asırlarının başlamasıyla birlikte, bu günkü Hükümet konağı ve Fatih Parkının olduğu alanda kurulmuş Şehzade Sarayı olan, Saray ı Amire ve Hatuniye, Muradiye, Sultaniye külliyeleri gibi medrese, cami, mektep ve dahi şifahane-hastane tarzındaki kompleksler bir kademe daha aşağıda kurularak, hemen dağ eteğindeki Çeşnigir, İvaz Paşa, Lala Paşa, Karaköy, Arap Alan, Narlıca gibi dağ eteği ile ova arasındaki sıfır noktasındaki şeritte; Şehrin klasik yerleşim düzeni meydana çıkmıştır.

Cumhuriyet döneminde, şehir biraz daha ovaya yayılmış ve hatta yakın zamanda gelişen sanayi ve yeni yerleşim alanları ile adı da yeni Manisa olan bir büyüme göstermiş, ama yine de dimdik ayakta duran ve şehrin kimliğini yansıtan tarihi eserlerle çevrili eski Şehir gerek mesken, gerekse çarşı olarak, yaşam ve cazibe merkezi olma hüviyetini sürdürmüş ve sürdürmektedir.

Bu itibarla, Hükümet Konağından, Karaköy´e yüzyılların mirası ile birlikte yaşayan Şehir Merkezinin bir dönüşüme ihtiyacı yoktur. Olsa, olsa tarihi eserlerin çevresinin gözden geçirilmesi, öngörürümü bozan bina ve mahallerde imar durumunun revize edilmesi yeterlidir.

Ancak, Mevlevihane-Ulucami-Çaybaşı şeridindeki, işgal ve mimari kirlenme, hiçbir şekilde kabul edilip, devamına izin verilecek boyutta değildir. Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki Vilayetlerde bile rastlamayacak iptidailikteki yapılar ile bu bölge dağ köyü ve mezralarını andırmaktadır.

Halbuki, burası konum ve hava sirkülasyonu açısında şehrin en avantajlı bölgesi olduğu gibi, tarihi bir yerleşim alanı olarak da değerlidir.

Hele gündemde olan teleferik ve Spil Dağı´ nın turizme açılması projesi gerçekleştiğinde, Ulucami, (eski Tabakhane) Tabane ve Süt Dede civarından, Teleferiğin kalkış yeri olacağı düşünülen Mevlevihane Meydanına başımız dik geçebilmemiz mümkün olamayacaktır.

Öyleyse, kentsel dönüşüm projesi olarak da adlandırılan, Mevlevihane, Ulucami ve Caybaşı hattının, tarihi yapısı ve fiziki avantajlarıyla, yeniden şehrin en gözde muhiti haline dönmesi yönündeki projeden vazgeçilmesi veya bu projenin askıya alınması-rafa kaldırılması kabul edilemez. Şehrin en kıymetli yerlerine, briketten-topraktan -çamurdan güya ev diye kulübe yapan kişilerle anlaşma, uzlaşma mevzubahis dahi olamaz.

Manisa´nın en değerli yerleşim kuşağı, mutlaka kurtarılmalı ve tarihi kimliğine döndürülmelidir. Buraları şehrin en görkemli konakları ile süslenmelidir.

Bu şerit içerisinde yer alan, Çaybaşındaki Değirmenlerden, Yaylasuyu Çeşmelerine, Revnak Sultan Türbesinden, Kabak Tekkesine, Yedi Kızlara, Haki Babaya, Süt Dedeye, Yiğitbaş Türbesine kadar tarihi eserlerimizi gün ışığına çıkartarak kültürel özelliklerini hatırlatıp, yaşatacak düzenlemelerle halkımıza sunabilmeliyiz.

Böylece Şehrimize kimlik kazandıran tarihi ve kültürel değerlerimize hakkını verme hususunda, doğru bir başlangıç yapmış olabiliriz.

avukat@cemilaltinbilek.com