CEMİL ALTINBİLEK

EVLİYA ÇELİBİNİN VE BU GÜNÜN MANİSA'SI

EVLİYA ÇELİBİNİN VE BU GÜNÜN MANİSA´SI
MANİSA DENGE GAZETESİNİN 12.2.2007 GÜNLÜ NÜSHASINDA YAYINLANMIŞTIR

EVLİYA ÇELEBİ´NİN VE BU GÜNÜN MANİSA´SI

Bundan üç yüz yıl kadar önce Evliya Çelebi adlı meşhur seyyahımız Manisa´dan da geçmiş.

Çelebi, "Manisa´nın Puslu Dağın altında, Duman Dağı eteğinde kurulu olduğunu" anlatıyor. Demek ki, o zaman da Spil Dağına, bugün olduğu gibi, Dumalı Dağ veya Karlı Dağ deniyormuş.

Yine Çelebi, o tarihteki Manisa´nın, 60 mahallesi, 6660 evi, 105 cami ve mescidi, 3040 çeşmesi, 3360 dükkanı, hanları, hamamları, medreseleri, köşkleri, konakları ile mamur bir şehir olduğunu tespit ettikten sonra, "uçsuz, bucaksız ovasının reyhan ve güllerle süslü köyler ile dolu" bulunduğunu yazıyor.

Hele Çelebi´nin, Karaköy kahvehanelerini anlatmasına bakar isek, zamanındaki İstanbul Şehzade başında bile böyle bir manzaranın olamayacağını söylemek abartı olmaz; " Burada bilgili ve efendi kişilerin toplandığı altlı, üstlü kahvehaneler vardır. Bu kahvehanelerin her birine dört mahfil yapılmış, birinde hanende ve sazendeler, birinde rakkaseler, birinde hikayeciler ve meddahlar, birinde de gazelhanlar bulunur. Karaköy´deki Kahvehanelerden daha latifi cihanda yoktur. Burada günde bir kantar kahve sarf edilir. Her gün beş yüz kişi hizmet eder. Dört yönü gül-gülistan, İrem bağı gibidir. Güzel sesli kuşların birbiriyle yarış etmesi insanı sarhoş eder." Diyerek, bu gün için şaşırtıcı tespitlerini sıralıyor.

Manisa ve insanlarını ise, "şehir halkı çok temiz ve zarif kişiler olduklarından, çarşı ve sokaklarını temizler, sularlar. Şehri kavak, çınar, söğüt ağaçları ve asma dalları gölgeler." Diye anlatıyor. Bu insanların "ince duygulu ve şair ruhlu olduklarını, 17 divan sahibi şairin şehirde yaşadığını" anlatıyor.

Manisa´nın dokumacılık geleneğini, "halk, tezgahlarında Manisa Alacası dokuyup satar." dedikten sonra, yemeklerinden bahseder iken, " beyaz nohut çöreği, baharlı mekik böreği, karlı vişne hoşafı, üzüm şerbeti, üstü bademli tatlısı, has beyaz ekmeği ile Manisa bir bolluk şehridir". Diye hükmünü veriyor.

Manisa´nın, mesire yerleri ile de dolu olduğunu anlatan Çelebi, " Uluca Pınar, Uluca Çınar, Ağa Bahçesi, Mevlevihane Bağı, Tabakhane Köşkü ve en önemlisi olarak Hünkar Bahçesini" teker, teker sayıyor. Manisa´yı şadırvanları, fıskiyeleri, havuzları ve çiçekleri ile cennete benzetiyor.

Yukarıdaki bütün bu ifadeler 300 yıl önceki Evliya Çelebi tespit ve müşahedelerine dayanıyor.

Bu gün ise, ne eksik, ne fazla diye baktığımızda, Manisa´nın ekonomik gelişmesi ile iftihar edebiliriz. Manisa önemli ölçüde büyümüş, sanayisi gelişmiş olup, Evliya Çelebi´nin saydığı tarihi mimari eserler de önemli ölçüde muhafaza edilmiştir.

Ancak, Manisa´nın eksikliği sosyal ve kültürel hayatındadır.

Bugünün Manisa´sında dört köşesinde dört mahfil olduğu söylenen Karaköy Kahvehanelerinin bile yeri boşalmış ve hatta yozlaşmıştır.

Bu kahvehanelerdeki mahfillerde olduğu ifade edilen hanendeler, sazendeler, gazelhanlar, hikayeciler, meddahlar; Bugünün konservatuarları, müzik koroları, klasik-modern dans gurupları, halk oyunları, sinemaları, tiyatroları ve diğer görsel sanat merkezleri olmalıdır.

Bu günün Manisa´sın da, 17 divan sahibi şairi yerine, 17 kitap sahibi şairi bulunabilmelidir.

Ulu Çınarların bulunduğu Ulu Cami çevresi, mezbelelik diyebileceğimiz kadar harap halde, Çaybaşı sahipsiz, Ağlayan Kaya´nın gözyaşları, yanlış hafriyat sebebiyle kurumuş durumdadır.

Bu gün Manisa´da, ne Ağa Bahçesi, ne Mevlevihane Bağı, ne de Tabakhane Köşkü bulunmamaktadır. Hünkar Bahçesi ise, yavan bir parktan ibarettir. Tarihi mirasını hatırlatacak hiçbir eser kalmamıştır.

Bu gün Manisa´da, uçsuz-buçaksız ova, yoğun yapılaşma sebebiyle küçülmüş, reyhan ve gül kokan köylerimiz, belki şehirleşmiştir. Güzel sesli kuşların birbirleri ile yarışmasından sarhoş olacak tabiatı bulamayabiliriz.

Ama, halen var olan, tarihi ve kültürel mekanlarımızı kurtarıp, aslına yakın ve bu günün ihtiyaçlarını da karşılayacak, yukarıda sayılan kültürel faaliyetlerin yapılacağı projeler geliştirebiliriz. Böylece kültürel değerlerimizi kurtarıp, sosyal hayatımızı zenginleştirirken, turizm ve ekonomiye de katkı sağlayabiliriz.

Evliya Çelebi´nin o vakit gördüğü zarif, görgülü, bilgili insanlarımız, Manisa´mız da bundan sonra daha fazla boy gösterebilir. Hatta yemyeşil park ve bahçeler, ağaçlar ve asma gölgeleri bile artabilir.

Yeter ki, zengin tarih ve kültür mirasımıza sahip çıkalım.

Çağın da gerisinde kalmayalım. İleriye de bakalım.

Kökümüz mazide, gözümüz gelecekte olsun.

Manisa´mız kalkınsın.

Cemil ALTINBİLEK
info@cemilaltinbilek.com