CEMİL ALTINBİLEK

MANİSA'DA TEKKE VE DERGAHLAR

MANİSA´DA TEKKE VE DERGAHLAR
MANİSA DENGE GAZETESİNİN 5.11.2007 TARİHLİ NÜSHASINDA YAYINLANMIŞTIR

MANİSA´DA TEKKE VE DERGÂHLAR

Bu yazımız ilmi bir tespit veya araştırma olmayıp, aile geçmişi ve nakillerden çıkan bir değerlendirmedir. Hatta tarih boyunca şifahi olan geleneksel kültürümüzün ve hatıralarımızın, toplumsal bir hafıza oluşturması gerektiği inancıyla kaleme alınmıştır.

Babamın dedesi Hakkı Dede´nin halk arasında İki Lülenin denilen, Karaköy´deki Hacı Yahya Camiinin imametinde bulunmasından dini eğitim aldığını biliyoruz. Din adamı olmasına rağmen, Karaköy´den Mısıroğlu Çeşmesine doğru çıkarken, meydana cepheli, büyük bir yer evinde mukim olan Nakşibendî Şeyhi Mehmet Efendi ve bilahare oğlu Hakkı Efendiye müntesip olduğu, buraya büyük bir hürmet gösterdiği anlatılmaktadır.

Yangından önceki tarihlerde aynı sokağın diğer başında da, Girit göçmeni diğer bir Nakşibendî Şeyhi Hacı Hilmi Efendi´nin, yine mahallemizin ileri gelenlerindendir. Yakın bir tarihte vefat eden Karaköy´ün sevilen ve sayılan muhtarlarından, Bakkal İhsan Kösemen bu zatın torunlarındandı.

Babaannem Halide Hanımın babası Mehmet Dede´nin ise, Neyzen ve Kudumzen olduğu bilindiğine göre Manisa Mevlevihanesine müntesip bir derviş olduğu anlaşılır. Ama o da aynı zamanda İbrahim Çelebi Camiinin karşısında yeri hala duran Entekkeliler Rifai Tekkesine de devam eder, Babaannemi de küçük bir kız iken yanında götürürmüş. Hatta buradaki ayinleri anlatırken babaannem, "hümküküyorlardı" deyimini kullanırdı. Demek ki bu deyim, o zamanlarda tekkedeki ayin merasimine, halk arasındaki yakıştırması idi. Entekkeli ailesi ise, bugün de dostumuz ve komşumuzdur.

Yine Karaköy´ün halen de nüfusuna kayıtlı bulunduğumuz, Topçu Asım Mahallesinin üst taraflarında oturan ve lakabı "Dandingöbekler" olan aile gibi, bağ komşumuz Kadriye Hanımların ailesi "Dervişler" ve dükkân komşularımız "Yavaşlar" tasavvufi geçmişi olan eski Manisa ailelerinden olduğu anlatıla gelenler arasındadır.

Farklı menkıbeler ile anılsa da Hz. Ali´ye muhabbet ve yakınlığı ifade eden "Aynı Ali" türbesi ve bulunduğu yere adını veren mütevazı zat, bugün yine Manisa´mızın uğrak yeri ve mihenk taşları arasındadır.

Konya merkezine, halife yetiştiren "Manisa Mevlevi hanesi" ve buraya çıkan yol üstünde, Ağlayan Kaya´nın karşısındaki köşe noktasında bulunan Mevlevi Şeyhi, "Revnak Sultan Türbesi", Kentimizde Mevlevi zarafetini gösteren örneklerdir.

Bugün Kenzi caddesinin bulunduğu mevki de, ahali arasında "Tekke Mahallesi" olarak anılmakta, mükemmel şiir ve ilahileri elimizde olan Halveti Şeyhi Hasan Kenzi´nin hatırası şehrimizde yaşamaktadır.

Yine Halvetiye yolundan, Ahmediye kolunun kurucusu ve Manisa´nın Gölmarmara kasabasında doğduğundan da Marmaravi sanı ile de anılan Ahmet Şemsettin Yiğitbaşı Hazretlerinin türbesi Saruhan Bey Türbesinin üst mahallesinde, eski tekkenin yerine yapılan mescidin içinde yer almaktadır. Ahmet Şemsettin Efendin "Yiğitbaşı" unvanını almasını sağlayan vaka ise gayet ibreti şayandır. Osmanlı-Safevi çekişmesi içinde Şah İsmail´in ehli sünnet itikadını zayıflatmak maksadı ile İstanbul´daki Tekke ve Dergâhların içine ajanlar sızdırdığı ve sahih olmayan sahte şeyhler peyda olduğu anlatılır. İşte bu duruma son vermek için İkinci Bayezid´in Ahmet Şemsettin Efendiyi İstanbul´a davet ederek, bizzat Padişahın da katıldığı imtihan heyetinin başında, Ahmet Şemsettin Efendi, bütün şeyh ve tarikat ileri gelenlerini imtihana çekerek, sahtelerinin mahcup ve perişan eder, Bu imtihanlardaki kemal ve dirayeti sebebiyle de kendisine "Yiğitbaşı" unvanı verilir. Yine kendisine tevdi edilen hediyeleri fakirlere dağıtan Ahmet Şemsi Efendi, İstanbul´da ikamet etme teklifini de kabul etmeyerek Manisa´ya döner. Bilahare Cerrahiye, Sinaniye, Uşşakiye, Mısriye kolları da talebeleri arasından inkişaf emiştir.

Toplumsal ve ailevi hatıralarımızın içinde bulunan ve Manisa´mıza hüviyet kazandıran, zamanın adap-erkan mektepleri, adı geçen tekke ve dergâhların Manisa´da yaygın olması karşısında, başta Sultaniye, Muradiye ve Hatuniye Medreseleri olmak üzere birçok Medresenin de Manisa´da faal bulunması, Şehrimizdeki dini ağırlıklı eğitim ile birlikte, irfan seviyesinin de çok yüksek derecede bulunduğunu göstermektedir.

Ayrıca Medrese eğitimi alan ve Molla olarak isimlendirilen sınıf ile Tekke eğitimi alan ve derviş olarak isimlendirilen sınıf arasında pek çok yerde görülen çekişme ve kavgaların Manisa´da bulunmadığı, hatta aynı kişilerin iki eğitim ve yaşam tarzını birlikte benimseyip, uyguladıkları anlaşılmaktadır.

Bu tespit aile geçmişinde görüldüğü gibi, ilgi alanımızda olan Manisalı Musikişinaslar arasında da yapılmıştır. Tarih içinde Manisalı Musikişinasların çoğunun Manisa Mevlevihanesine müntesip Mevlevi veya Rifai dervişi olmasının yanı sıra, aynı kişilerin Manisa Medreselerinde Müderris-öğretim üyesi oldukları müşahede edilmiştir. Kurtuluş meşalelerini yakan milli mücadele kahramanlardan biri olan Manisa Müftüsü Alim Efendinin; aynı zamanda şair, neyzen, naathan, bestekar bir musikişinas ve bir Mevlevi seveni-muhibbi olduğunu da zikredebiliriz.

Bütün bu örneklerden, 19. ve 20 asra gelindiğinde, Manisa´da Medrese tekke çekişmesinin kalmadığı, ilim, sanat ve kültür erbabının yüksek bir seviyede birleştikleri sonucunu çıkarmak mümkündür.

Tabii ki tekke ve Dergâhlar ile medreseler tarihi misyonlarını tamamlayarak, mazi ve gönüllerdeki yerlerini almıştır.

Bu günün kültür, sanat ve öğrenim kurumlarının, geçmişteki birikimimizi aratmayacak seviyede eğitim ve öğretim düzeyinde olmalarını beklemek de hakkımızdır.

Cemil ALTINBİLEK
İstanbul´daki Manisalılar,
Manisa İli Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği,
Onursal Başkanı
info@cemilaltnbilek.com

Manisa Denge Gazetesinin 5.11.2007 nüshasında yayınlanmıştır.
www.etvmanisa.com internet sitesi yazarlar bölümünde mevcuttur.