CEMİL ALTINBİLEK

MANİSALI BİR CUMHURİYET ÇOCUĞU, NİHAL YEĞİNOBALI

MANİSALI BİR CUMHURİYET ÇOCUĞU, NİHAL YEĞİNOBALI
MANİSA DENGE GAZETESİNİN 3.12.2007 TARİHLİ NÜSHASINDA YAYINLANMIŞTIR

MANİSALI BİR CUMHURİYET ÇOCUĞU;
NİHAL YEĞİNOBALI

Geçen hafta Nihal Yeğinobalı ile yine aynı yerde buluştuk. Evinin de bulunduğu sokakta, Teşvikiye´den Nişantaşı´na doğru çıkarken, Hadi Çaman Tiyatrosunun Kahvehanesinde. Daha önce de burada İzmir´deki Gördesliler Derneği başkanı İbrahim Balıklı ile birlikte Yeğinobalı´ yı ziyaret etmiştik.

Uzun, uzun Manisa´dan ve çocukluk hatıralarından bahsettik. Sekiz yaşına kadar oturdukları istasyona paralel devam eden, o zamanki adı ile yeni mahalle olan iki katlı, "kule" tabir edilen bağ evinde dünyaya geldiği ve ilk çocukluk dönemini geçirdiği, sonraları da genç kızlığında her yaz gelip, talini geçirdiği Manisa´dan.

Sonra İstanbul yılları, Amerikan kız koleji, New York´ da Üniversite yılları ve yedi yıl kaldığı Amerika´da dahi, kendini memlekette gördüğü rüyaların içinde bile, yine Manisa´yı yaşamasını. Sonra yine İstanbul´da basın, yayın edebiyat ile haşır-neşir bir hayat. Bir hafta önce seksen yaşına girmesine ve bu seksen senenin yetmiş ikisinin Manisa dışında geçmesine rağmen yine kendisini Manisalı hissetmesinin nostaljisini birlikte yaşadık.

Demek ki, İstanbul´da Manisalı olmak böyle bir şey, bir ömür de geçse, Manisalılık geçmiyor.

Nihal Yeğinobalı, birkaç lisanı konuşan ve yabancı dillerde yaptığı tercümelerden yayınlanmış kitapların sayısı hatırlamayacak kadar çok olan ve halen de bu konudaki çalışmalarını sürdüren bir çevirmen. Genç kızlar, mazi kalbimde bir yaradır, sitem ve belki defne romanlarını kaleme almış bir romancı, "Cumhuriyet Çocuğu" adlı bin dokuz yüz otuz ve kırklı yıllarda Manisa´da başlayan bir dönemi fotoğraf gibi resmeden bir yazar. Cumhuriyeti tüm benliğiyle özümsemiş, aydın bir insan.

Bilinen aile geçmişi, Gördes ilçemizin yanındaki Yeğinoba köyünde başlıyor. Büyük dedesi Asım Molla, İstanbul´da eğitimini tamamlıyor, Girit ve Bağdat Kadılığı yapıyor. Ama o da diğer has Manisalılarımız gibi gurbet ellerde dolaşmak istemeyip, Manisa´ya dönüyor şehir merkezinde yirmi odalı bir konakta ailenin macerası devam ediyor. Manisa yangınında bu konak tamamen yanınca, aile istasyon hizasındaki sayfiye olarak kullanılmakta olduğu bağ evini, bunda böyle daimi ikamete dönüştürüyor.

Asım Molla, aile hatıraları içinde Şeyhülislam olabilecek kadar İstanbul Payitahtına yakın iken, Jön Türk olup, Manisa´ya yerleşen, biraz da çetin mizaçlı bir Yörük Kocası olarak anılıyor. Yeğinobalı´ nın Babası da hukuk mezunu, Annesi de yüksek öğrenim görüp öğretmen olmak isterken, zamanın işgal, kurtuluş ve yangın gibi olağan üstü dönemi sebebiyle evlenip, Nihal´in annesi oluveriyor.

Nihal Yeğinobalı kendisine en çok Yörük kızı denilmesinden hoşlanıyor ve bağımsız yaşama tercihi ile boynundaki ve kollarındaki boncukları da buna bağlıyor.

Cumhuriyet Çocuğu kitabının, "dilber Manisa, unutulmayan ve dönülemeyen yer" başlığı altında Yeğinobalı, Manisa´yı tarih gerçekleri ile mitoloji masallarını bağrında harmanlayan, bağlar diyarı olarak tanımlıyor. Ve hasreti asla dindirilemeyen sıla, nereye gidersem götürdüğüm memleketim, diye anlatıyor.

Mazi Kalbimde Bir Yaradır. Adlı romanın da ise "Yeşilce" takma adı verdiği Manisa´da romanın kahramanlarını şöyle gezdiriyor; camdan çatısı altında kapalı çarşı kumaş ve lavanta kokuyor, asmalı sokaklarında yorgancıların önünden, havuzlu fıskiyeli parklardan geçiriyor. Hükümet alanındaki yeni Gazi Heykeli, alanın arkasındaki sıra kahvehaneler, yeni alınan radyolardan etrafa yayılan yanık sesli kadının şarkıları. Ortaokul bahçesinde izciler trampet çalarak, onuncu yıl marşını ezberliyor. Çifte minareli Sultan Camiinden, yirmi iki Sultanlara, Yedi kızlara kadar gidiliyor. Çarşı içindeki kuytu dükkânlardan tulum peyniri alıncaya kadar, çarşı-pazar dolaşılıyor. Meşhur Dede Lokantasında üzüm hoşafı içiliyor. Top kale, Akbaldır, Çaybaşı gezilirken değirmenler, Taşköprüler geçiliyor. Sultan Yaylasına çıkılıp, Saray artığı mozaikleri bile görülüyor. Ulu Camide çay içilirken, Manisa ovası seyrediliyor. Tarihi çalar saatten bahsediliyor. Ve nihayet, "Manisa toprağında bir kavak ağacı olabilmek" benzetme ve özlemi ile anlatımı sonlandırıyor.

***

Bu kadar Manisa tasviri hangi başka romanda vardır? Diye sorgulamadan edemiyoruz. Ama sorgulamamız gereken asıl konu, bu kadar Manisalı olan bir değerli Yazar Nihal Yeğinobalı´ yı kaç tane Manisalı tanıyor. Bu buram, buram Manisa kokan romanlarını ve hatıralarını kim okuyor?

Kültür sanat müdürlüklerimiz, derneklerimiz, edebiyatsever hemşerilerimiz, bu Manisa aşığını davet edip konuşturalım. İmza günleri düzenleyelim. Kitaplarını okuyalım ve okutalım. Nihal Yeğinobalı gibi değerlerimiz kolay yetişmiyor. Varken kıymetinin bilelim. İşte mail adresi, nyeginobali@yahoo.com

Cemil ALTINBİLEK