CEMİL ALTINBİLEK

MANİSALILIK BİLİNCİ

MANİSALILIK BİLİNCİ
MANİSA DENGE GAZETESİNİN 14.1.2008 TARİHLİ NÜSHASINDA YAYINLANMIŞTIR

EĞİTİM VE MANİSALILIK BİLİNCİ

Profesyonel çalışma hayatım içinde devamlı kurs ve eğitimlere katıldım. Modern çalışma tekniklerini benimsemiş, yeni bir kuruluş olan, o vakit çalıştığım Bankanın Hukuk Departmanının başında olmama rağmen, yeni işe giren memurundan, genel müdürüne, bu eğitimler devam etti. Hatta bir dönem Bankamızda çalışanlara Hukuk dersi vermeye başladığımda, beni derhal sürpriz bir eğitim programına aldılar. Bu kursun adı "Eğitimcinin Eğitimi" idi. Yani kimseye sen bu işi biliyorsun, gel de anlat demiyorlar. Ders vermeye soyunanı önce uzman bir kadro imtihan edercesine bir programa alıyor, sonra da kürsüde şöyle duracaksın, elini buraya koyacaksın diye vücut dilini kullanmaktan başlayarak, hitabetini nasıl kullanacağına kadar bir seri program uyguluyorlardı. En sonunda da gündelik hayattan bir-çok konu vererek, anlatımları videoya çekiyorlar ve de hep birlikte son kritikler yapılarak, nerde hata yaptın, nerelerde zayıfsın, nerede güçlü ve kendinden eminsin bir, bir tespit ediliyor ve bundan sonra yeterli bulunur ise, hocalık yetkisi veriliyordu.

"En kuvvetli ve en zayıf taraflarımız?" Bu sual ise, bir kuruluştaki tüm personel tarafından isimsiz olarak ayrı, ayrı yazılı olarak cevaplandırılır. Böylece eksikler tespit edilir. O yönde çalışmalar yapılırdı.

"Zincirin gücü, en zayıf halkası kadardır." Bu slogan ise, eğitime önem veren müesseselerin en çok kullandığı deyimdir. Zira bir kuruluşta yerini hazmedememiş veya makamını dolduramayan kişiler, zincirin en kolay kopan halkası misali, bulunduğu topluluğa en büyük zararı verebilirler.

"Kişi Noksanını Bilmek Gibi İrfan Olmaz." Atasözümüz boşuna söylenmemiş. Bu düsturu bilerek veya bilmeyerek, aynı sonucu varmak bir tesadüf değildir. Asırların tecrübesi, klinik çalışmalar ile örtüşmektedir.

"Müessese bilinci-takım ruhu" nihayet aynı kuruluşta çalışanların, aynı takımda ve ortak menfaatte birleşmesi gerektiği doğrultusunda, kuruluşun değerlerinin ve menfaatlerinin ön plana çıkarılması işlenir. Kuruluş yüceltilir ve kuruluş kazanır.

***

Mikrodan, makro ya düşünerek, şirket tecrübelerini şehrimizin menfaatlerine uyarlayarak, gelelim Manisa´mızdaki kuvvetli tarafımıza; bu konu zaten yazılarımızın ana fikrini oluşturuyor. Onun için tek, tek saymanın imkânı yok. Genelleme yapmak yeterli. Manisa´da Tarih, coğrafya ve kültür mirası zengin, tabiat cömert, insanımız eğitim ve öğretime meyilli, yumuşak başlı, sağlam karakterli. Vatanını, Milletini seven feragat ve feraset sahibi kişiler olduğundan şüphe yok. Yani Manisa bu birikimleri ile kimliği ve karakteri olan bir kent.

Ancak zayıf tarafımızı araştıracak olur isek; toplum bilincimizin zayıfladığını, birlik beraberlik hislerimizin azaldığını, tarihi ve kültürel miras ve birikimlerimize yeterince sahip çıkmadığımızı özetle Manisalılık Bilincimizin zafiyet içinde olduğunu söyleyebiliriz.

Kent kimliğimize yeterince sahip çıkılmayınca da, Manisa´mızda biganeler at koşturuyor. Siyasetten, Ticarete, Manisa´daki iş ve ihalelerde bir yabancı hâkimiyet almış başını gidiyor. "adam sendeci" miskin ve tepkisiz tutum ve davranışlarımız Hariçten Manisa´mız hakkında tasarrufta bulunanlara cesaret veriyor. Manisa önüne her geleni veya konulanı desteklememelidir. Manisa ve Manisalı bu duruma layık değildir. Bu eksiğimizi idrak ve ikmal etmeliyiz. Şehrimizde Manisalılık Bilincinin gelişmesi gerekir. Manisa Manisalılarındır.

***

Gönül diler ki ide meh ü sena-yi Mağnisa
Sühande göstere hüsn-i eda-yı Mağnisa

Netice hubb-i vatan olmağ-ıla imandan
Bu nazmım oldı nizamı bera-yı Mağnisa

Meraklısı için, Şiirlerde Manisa kitabından, Manisalı Şair Birri Mehmet Dede´nin (1669-1715) iki beyti, demek ki üç yüz kusur sene öncede Manisalılık Bilinci ve Manisa Sevdalıları varmış!

Cemil ALTINBİLEK
Manisa İli Kültür, Yardımlaşa ve Dayanışma Derneği
Onursal Başkanı