CEMİL ALTINBİLEK

MANİSA LİSESİNİN EFSANEVİ EDEBİYAT ÖĞRETMENİ VEDİA ALTIOK VE YAHYA KEMAL ÖDEVİ

MANİSA LİSESİNİN EFSANEVİ EDEBİYAT ÖĞRETMENİ VEDİA ALTIOK VE YAHYA KEMAL ÖDEVİ
MANİSA DENGE GAZETESİNİN 21.1.2008 TARİHLİ NÜSHASINDA YAYINLANMIŞTIR.

VEDİA HOCA HANIM VE YAHYA KEMAL

Okullarda her dönemin efsanevi öğretmenleri vardır. Benim lise yıllarındaki efsanem de Edebiyat Öğretmenimiz Vedia Altıok´ idi. Vedia Hamın benim de öğrencisi olduğum1976-1979 döneminde Manisa Lisesinin en kıdemli Hocasıydı. Ancak Hoca Hanımın okuldaki önemi ve ağırlığı yalnız eskiliğinden kaynaklanmıyordu. Onun Edebiyata olan sevgisi, vukufu ve ciddiyeti, kıyafetinden, hitabetine intizamı ile öğrenciden, öğretmene herkes de saygı ve hayranlık hissi uyandırıyordu. Vedia Hoca Hanımın bu halinden bir İstanbul Hanımefendisi olduğunu hemen anlardınız. Bu durum yalnız benim intibaım değildi, benden çok önceki kuşakların da, Vedia Hanım bahsi geçtiğinde, aynı izlenimleri taşıdığına çok kereler şahit oldum.

Vedia Hocanın Türk Tarihini, Kültürünü ve Şiirini öğrencilerine nasıl gösterip, öğrettiğini, yaşadığım bir örnek ile nakletmeye çalışacağım. Vedia Hanım bizim sınıfa, Yahya Kemal Beyatlı´nın "Hayal Şehir" şiirinin tahlilini ev ödevi olarak vermişti. Edebiyat kitabımızda böyle bir şiir yoktu, Yahya Kemal´de kitabımızda pek fazla dikkatimi çekmemişti. Ama Hoca Hanımın verdiği ödev en önemli işimizdi. Aynı gün Manisa kitapçılarını taradım ve Yahya Kemal´in üç şiir kitabının da mevcut olduğunu gördüm. Neme lazım bir eksiklik kalmasın diye üçünü de aldım. Bunlar; Şairin Yaşayan Türkçe ile yazdığı şiirlerinin yer aldığı "Kendi Gök Kubbemiz" kitabı ile adından da anlaşılacağı gibi, eski dil ve kalıplarla yazdığı şiirlerin yer aldığı " Eski Şiirin Rüzgarıyle" ve "Rubailer" kitaplarıydı. Böylece Türk Şiirinin en büyük üstadı Yahya kemal ile tanıştım. Ve bu tanışıklık hayatımın en uzun kitap dostluluğunu getirdi. Otuz yılı aşkın zaman geçmesine rağmen, Yahya Kemal ve Kendi Gök Kubbemiz ile aramızda bir metre mesafe bile yok. Zira her zaman masamın üstündeki el kitabımdır.

Yahya Kemal meşrep olarak şahsıma hitap etmesinin yanı sıra, tarih ve kültür zenginliği ile ferdi duyuş ve düşünüşlerini ve dahi "bir aşk oluverdi aşinalık" deyişi gibi sevgi ve aşk teması ile bütünleştirmiş bir sanatkârdır. Aynı zamanda bunları nesirlerinde de dile getirmiş ve bu günkü toplumumuza asırlar öncesinden gelen şiir zarafetimizi, kültürümüzü ve tarihimizi yakınlaştırmış, yani eski ile yeni arasında köprü "kökü mazide ati-gelecek" olmuş, bir fikir adamıdır.

Seksenli yılların başında İstanbul Hukuk Fakültesi öğrencisiyken, bazen Türk Edebiyat Vakfının konferanslarına giderdim. Yine böyle bir seminerde önemli Edebiyat Tarihçilerimizden Ahmet Kabaklı Hoca, Yahya Kemal´i anlatıyordu. O zaman çok gündemde olan "Türk İslam sentezi" gibi mefhumlar üzerine konuşulurken, Kabaklı Hoca, Yahya Kemal bu senteze "Batılılığı" eklemiştir dedi. Yani Yahya Kemal; Türk, İslam ve Batı sentezinin adamıdır deyince, birden salon dalgalandı ve batılılığı kabul etmeyen bir gurup yüksek sesle itirazlarını dile getirip, mekânı terk etti. Hâlbuki Ahmet Kabaklı Hoca yerden-göğe haklıydı.

Osmanlı coğrafyasının batısında yer alan Üsküp´te doğmuş olan Yahya Kemal, gençliğinde eğitim için gittiği Paris´te dokuz sene kalıp, bir Avrupa başkentinde geçirerek, Avrupa´da yetişmiş bir Şairimizdir. En önemlisi de eski Türk Şiirini, Tarihini ve doğunun eşsiz kültür zenginliklerini Paris Kütüphanelerinde keşfedip, öğrenmiştir. Bu haliyle tabiî ki Yahya Kemal batılıdır. Viyana kapılarına kadar uzanan coğrafyamız da Avrupa sınırları içindedir. Osmanlı Sultanları da kendilerini Doğunun ve Batının Hâkimi ve Doğu Roma-Bizans´ın İmparatoru ilan ederlerdi. Yani Osmanlı da batılıydı.

Hatta Yahya Kemal´e "asri" olduğunu da ilave edebiliriz. Zira Yahya Kemal aynı zaman da çağdaş bir insandı, hayatın cilvesi evlenmemiş ve hiç evi de olmamıştı. Belki bu sebepten, biraz da bohem bir yaşam tarzını benimsemişti.

Şairliğinin yanında sekiz adet de yayınlanmış makale ve hatıralarının bulunduğu düzyazı kitabı olan Yahya Kemal´in, Türk tarihini ve kültürünü bu kadar özümsemiş emsali bir yazarı bulabilmenin, pek kolay olmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz.

İşte Yahya Kemal gibi bir değeri, Lisedeki Edebiyat dersinin ve müfredatının dışına taşarak biz talebelerine tanıştıran Edebiyat Öğretmeni Vedia Hanıma şükran duygularımızı ifade de ne kadar aciz olduğumuz anlaşılıyor olmalıdır. Yarım asra yakın zaman Manisalı Gençlere Edebiyatımızı öğretmiş ve sevdirmiş ve yaşarken Efsane olmuş Hocamızla ne kadar gurur duysak azdır, ne mutlu bizlere.

Hemen ekleyeyim ki, Kader bana Yahya Kemal´in telif haklarını elli yıl önce vefatında devir alan ve bütün kitaplarını yayınlamakta bulunan, İstanbul Fetih Cemiyetinin yönetim kurulu üyesi olma ve biganeler karşı Yahya Kemal´in avukatlığını yapma şansını verdi.

Bu sene 2008 ölümünün ellinci seneidevriyesi nedeniyle Kültür Bakanlığınca "Yahya Kemal Yılı" ilan edildi. Tüm Yurtta Yahya Kemal okumaları, şiir ve nesir yarışmaları düzenlenmektedir. Manisa Kültür-Sanat dünyasını da bu aktivitelerden uzak kalmamasını dilerim.

Son olarak da, Yahya Kemal´in deyişi ile; "talih bana döndü nazikâne" bir ofis verdi malikâne, hem de tam, "Hayal Şehir" şiirinin söylendiği yerde, Cihangirin altında, Kabataş Set üstünde, Üsküdar´a karşı. On yıldır hayal şehir şiirinde anlatılan manzarayı seyrediyorum.

Çok sevdiğim edebiyat dersinden, beklediğimden aşağı not alınca, notumu yükseltmek için fazladan sözlüye kalkmak istediğimde, Vedia Hoca, bu kabul ettiğim bir şey değil, ama senin efendiliğinden dolayı, seni sözlüye kaldırıyorum diyerek, aynı zamanda bana iltifatta bulunmuş, ona olan sevgi ve sempatimin karşılıksız olmadığını da ifade etmişti.
Şimdi, Edebiyat Öğretmenim Vedia Altıok Hoca Hanımın ev ödevini, otuz yıl sonra sizlerle paylaşıyorum.

HAYAL ŞEHİR

Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangirden bak
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin Fehmi saraylar yaratır camlardan.
Nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı
Böyle mamur eder ettikçe hayal Üsküdar´ı.
.!

Merak edenler, şiirin devamını, Kendi Gök Kubbemiz kitabının 30 ve 31. sayfalarda bulabilirler.

Cemil ALTINBİLEK