CEMİL ALTINBİLEK

DEDE VE NİNELERİMİZ; Manisa'nın Nufüs yapısı hakkında mikro düzeyde bir değerlendirme

DEDE VE NİNELERİMİZ; Manisa´nın Nufüs yapısı hakkında mikro düzeyde bir değerlendirme.
Manisa Denge Gazetesinin 3.3.2008 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

DEDE VE NİNELERİM

Baba dedem Hasan Hüsnü Efendi´nin annesi ve benim de ismini taşıdığım Cemile Nine; 19. asrın ikinci yarısında, Yuntdağ köylerinden biri olan, Süngüllü´ den üç etekli Yörük gelinliği ile Hakkı Dede´ ye gelin gelmiş.

Cemile Nine´nin, Şehre gelme arzusu o kadar kuvvetli imiş ki, daha on yaşlarında köye ziyarete gelen eniştesinin, gizlice peşine takılmış. Eşeği ile şehre dönen eniştenin ardında, çalıların, ağaçların arkasına saklanarak, Manisa´ya kadar takip etmiş ve burada kendisini göstermiş, böylece şehirdeki Ablasını yanına yerleşmiş. Bakmışlar ki bu kızın köye gitmeye niyeti yok, birkaç sene sonra Hakkı Dede ile evermişler. Böylece Cemile Nine Yörük gelinliğini çıkarıp şehirli olmuş.

Hakkı Dede ise, Karaköy semtindeki İki Lüle adıyla anılan Hacı Yahya Camiinin imametini de deruhte eden bir çulhacıymış. Evi de doğal olarak iki Lülenin yanındaymış. İşgal öncesi yıllarda çulhacılık denilen dokumacılık Manisa´da önemli bir geçim kaynağı olup, bin civarındaki evde dokumacılık yapılırmış.

Hasan Efendi´nin oğlu Hakkı Dede, çok eski Manisalı olduğundan, Manisa´ya geliş ve yerleşme hikâyelerini bilmemekteyiz. İki Lülenin imametinde bulunmasından dini eğitim aldığını anlayabiliyoruz. Karaköy´deki İkilüleden Mısıroğlu Çeşmesine doğru çıkarken, meydana cepheli, büyük bir yer evinde mukim olan Mehmet Efendi ve bilahare oğlu Hakkı Efendiye müntesip olduğu, buraya büyük bir hürmet gösterdiği, Cemile Nine ile Hakkı Dedenin evliliklerinin de bu dergâh çevresinde gerçekleştiği anlatılmaktadır.

Zira Cemile Nine´nin köyü olan Yunt dağındaki Süngüllü´ ye gidip eski hısım-akrabayı aradığımda beni köy Camiine götürdüler. Camiinin haziresinde sadece büyük Dedemiz Hacı Hatip Abdullah Efendi, vefatı hicri 1323, karısı Fatma, oğlu Mehmet ve ismini gece karanlığında başındaki taşta okutamadığımız kızının mezarları bulunuyor ve Hacı Hatip Efendinin de Nakşî Halifesi olduğu yazıyordu. Zaten camide başka mezar bulunmamasından da bu şahısların köyün ileri gelenleri olduğu anlaşılmaktadır.

Anne Dedem Ramazan Usta ise, anneannem Misliye Hanım gibi, Balkan Harbi sonrası, Selanik Yenişehir-Kardisa´ dan Akhisar´ın Kapaklı köyüne yerleşen, eski muhacirlerden. Bilahare Cumhuriyetin ilk yıllarında Manisa merkeze göçüp, hala da bulundukları Ulupark karşısında evi ve Çarşıda sırasıyla biçer-döver makine tamiri, soba imalatı, kaynak-demir işleri ve nihayet çilingirlik yapılan dükkânı, halen oğlu İbrahim Menteş ve torunları tarafından çalıştırılmaktadır.

Baba Dedem H. Hüsnü Efendi önceleri Yeni Handaki dükkânında Mestçilik yaparken, o da Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Çarşı içindeki dükkânında, ayakkabı malzemesi satışı konusunda, Taciriye işine girmiş ve bu dükkân da, halen oğlu olan babam Hakkı Altınbilek tarafından, kalfamız marifetiyle faal tutulmaktadır.

Çarşıda esnaf olan her iki dedemin, vaktiyle ovada küçük bir bağı ve bir zeytinliği vardı. Evde tükettiğimiz zeytin ve zeytinyağımız bu zeytinlikten gelir. Bağ zamanı da bir ay bağ da kalınırdı. Kurutulmuş üzümden elde edilen kazanç bir ikramiye gibi, aile gelirine katılır, genellikle de gelin ve kızlara bilezikler, takılar alınırdı.

Yukarıda anlattığım aile geçmişi, mikro düzeyde Manisalının Profilidir. Her ne kadar gelişen sanayimizi ve getirdiği nüfus hareketlerini irdelemedik ise de, Manisalının Yörük-Göçmen karışımı nüfus yapısının nasıl oluştuğuna ve Manisalının yakın tarihe kadar geçimini nasıl temin ettiğine dair bu örneğin, yaygın ve geçerli olduğunu kanaat getirebiliyor isek; Manisa´mızın korunmaya değer temel değerlerini de tespit etmiş olabiliriz.

Cemil ALTINBİLEK
Manisa Denge Gazetesinin 10.3.2008 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.