CEMİL ALTINBİLEK

Yekta Akıncı


Yekta Akıncı
MUSİKİDE BİR SİLSİLE, BİR PORTRE; YEKTA AKINCI
Manisa Denge Gazetesinin 25.08.2008 tarihli nüshasında yayımlanmıştır.

Bir Musiki Silsilesi, Bir Portre;
YEKTA AKINCI (1905-1980)

Musikide, Latif Ağa´dan Kanuni Mehmet Bey´e, Ahmet Mükerrem Akıncı´dan Cahit Gözkan´a uzanan silsile içersinde, önemli bir şahsiyet de Yekta Akıncı´dır.

Akıncı ailesinin soy ismi, Anadolu´dan Rumeli´ne geçecek Akıncıları "Sal" ile geçiren ve kendileri de Akıncı olan aile geçmişlerinden gelmektedir.

Hoca Hafız Ahmet Mükerrem Akıncı´nın büyük oğlu, Muhiddin ve Bekir´in Ağabeyleri olan olan Yekta Akıncı´da aile geleneği olan gemicilik mesleğine gönül vermiş ve genç bir makine işletme mühendisi iken 1927 senesinde girdiği Deniz Yollarından 1970 yılında emekli olarak ayrılmıştır. Bu iş ve mesleği icabı Almanya, İsveç ve Amerika´da geçici görevlerde bulunan Yekta Akıncı, Babası ve Hocası Ahmet Mükerrem´in 1940 yılındaki vefatına kadar "Ahmet Mükerrem Akıncı oğulları ve Talebeleri korosunda" programlara katılmış, 1940 sonrasında "Yekta Akıncı ve Arkadaşları" adı ile Türk Müziği programları yapmıştır.

Yekta Akıncı, Musiki Yaşamını kendi kalemi ile şöyle özetlemektedir;

"Musiki Hayatım, Merhum pederimin musikiye olan derin vukufu dolayısı ile evimiz bir musiki mektebi haline gelmişti.Doğduğum günden beri kulaklarımı dolduran eşsiz musikimizin ruha nüfuz eden ilahi nağmeleri beni de kendisine bağladı.
İlk olarak 7 yaşında iken "Ud" ile musiki ilminin tedrisine başladım. Bilahare de enstrüman olarak Kemanı seçtim.
1919 senesinde Bostacıdaki ikametimiz esnasında toplantılarımıza riyaset eden ve pederimin de derin musiki ilminden feyiz aldığı, merhum bestekar İsmail Hakkı Bey´in de hocası eski Enderun u Hümayun İnce Saz Şefi miralaylıktan emekli Beykozlu Kanuni Mehmet Bey´den de uzun yıllar musiki dersi aldım.
Merhum büyük hocamız Kanuni Mehmet Bey pederime çok büyük kıymet verdiğinden Bostancıdan İstanbul´a nakl-i hane ettikten sonra da haftada iki-üç geceyi bizde geçiren hocamız Mehmet Bey, ne gariptir ki, 1931 senesindeki ramazan ayı içinde evimizde hayata gözlerini kapamıştır.
Büyük hocamızın vefatından sonra babam bu topluluğu vefat edinceye kadar yine haftada üç gece olmak şartı ile devam ettirdi. Bu toplantılarda Usul, Solfej ile fasıllar geçilir, musiki nazariyatı üzerinde mübahaseler yapılırdı. İşte ben musiki ilmini bu meclislerde ilerletmeye gayret ettim.
Musiki çalışmalarımda benimde daima beraber olan bir kıymetten de bahsetmek isterim. Bu kıymet, hocası olan babamın rahle-i tedrisine pek küçük yaşta girmiş ve onun bütün musiki kültürünün hakiki varisi olan İstanbul tüccarlarından Cahit Gözkan´dır.
Kendisi babamdan aldığı musiki bilgisini, evini bir mektep haline koyarak heveslilere öğretmekte ve musiki bahsinde söz söylemeye tam manası ile salahiyetli olduğu gibi aynı zamanda da kıymetli bir bestekardır. Her hafta Cahit Bey´in Aksaray´daki evinde toplanır eksi zamanlarda olduğu gibi musiki mübahaseleri yapar bu vesile ile de musikimizden kam alırız. Cahit Bey´in bugünkü talebeleri hiç şüphe yok ki yarının kıymetli ses, saz sanatkarları ile bestekarları olacaktır.
Musiki naçiz bilgilerimi başta büyük hocamız Kanuni Mehmet Bey ile pederimin Hafız Ahmet Mükerrem Akıncı´ya borçluyum. Cenabı Hak bizlere ilim öğretmekle feyiz veren bütün hocalarımızın ruhunu şad etsin. Yekta Akıncı"

Görüldüğü gibi musikide önemli bir tedrisattan geçmiş ve önemli bir merhaleye ulaşmış olan Yekta Akıncı için, daha yaşarken, 1950 yılında, orta yaşlarında ve musikişinaslığının en velud döneminde, Muradiye-Köknar-O. Fevzi, aşağıdaki manzum eseri vücuda getirmişlerdir.

"Ruhu pür füturum YEKTA Beyefendiye

İ T H A F

Bin yaşa ey necli necibi mükerrem binler yaşa
Varis-i hulk u nezahet feyz-i garam ruşen sima
Siyer-i rüşik, gıbte seza, ahlak nümunedir şaha
ilahi nağmelerin şülesi yaktı cism-i zarı serapa
Can dayanmaz bu çalışa kemanın başka bir mana
Meydan-ı pak-i hazret-i uşşaka düşüp revnaknüma
Mest ü hayran kalan gönülleri de eyledin ihya
Çal sevdiğim, çal güzelim, inlesin keman hemen çal
Çal mükerrem aşkına çal, sultan-ı aşk-ı hünkara çal
Çal ehl-i derde şifadır. hem sohbet-i esrara çal
Çal gerrü beyanı ervaha, ins ü cine ebrara çal
Hayatta olsaydı "Memduh" öperdi üstadın elin
Ne mümkün evsafını yazmak üstadın dürrü Yekta
Yoksul kalemimle bin bir irfanını eyledim ala
Şen yuvaya, afiyet günlere "Fevzi" eyler dua
Bin yaşa ey necl-i necib-i mükerrem binler yaşa
Muradiye-Köknar, O. Fevzi

Biz de bu vesile ile, daha önce yayınlanmamış bulunan Hal Tercümesi ile mersiye mahiyetindeki manzum esri efkarı umumiyenin dikkatlerine arz ederken, Hocam Cahit Gözkan´ın can dostu, musiki arkadaşı, aile meclisinde ağabeyi Yekta akıcı ile birlikte cümlesini Rahmet ile Yâd ediyoruz.
Cemil Altınbilek

YEKTA AKINCI