CEMİL ALTINBİLEK

MANİSA MEVLEVİHANESİNDE NEY YOK MU?

MANİSA MEVLEVİHANESİNDE NEY YOK MU?
Manisa Denge Gazetesinin 18.08.2008 tarihli nüshasında yayımlanmıştır.

MEVLEVİHANEDE NEY YOKMU?

Manisa Mevlevihanesinin, Manisa Celal Bayar Üniversitesi bünyesinde kurulan, "Manisa Yöresi Türk Tarihi ve Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi" tarafından tamir ve ihya edilmesinden son derece memnun ve mütehassıs olmam sonucu, özel meşklerimde kullandığım;

-Zamanın en iyi ud imalatçısı olan Hadi Usta saz evince Şahsım için özel olarak gül ağacından imal edilmiş bir Udumu,

-İstanbul Konservatuarı, saz yapım bölüm başkanı, arkadaşım Mustafa Aydın Öksüz tarafından Şahsım için özel imal edilmiş ve sırtında Semazen çıkartması olan Klasik Kemençemi,

-Yine konservatuar kökenli şimdilerin en iyi udlarını imal eden Mustafa Copçuoğlu tarafından, yine Şahsım için özel imal edilmiş ve sapının sonunda Mevlevi sikkesi olan Rebabımı,

-Tünel mevkiinde ve Galata Mevlevihanesinin yanında İstanbul´un müzik evlerinin bulunduğu sokaktan temin ettiğim, bakır dövme tekneli bir çift Kudüm ve dört ses akordunda bir Ney´i,

Şükran duygularımın ifadesi olarak ve ilelebet Mevlevihanede bir hatıram kalsın arzusu ile Manisa Mevlevihanesine bağışladım.

T.C. Celal Bayar Üniversitesi, Manisa Yöresi Türk Tarihi ve Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi antetli, B.30.2.CBÜ.O.41.00.00/290 Sayılı, Teşekkür konulu, 22.10.2002 tarihli ve (Rahmetli Ağabey) Müdür Emrehan Küey imzalı, yukarıda sayılan enstrümanları teslim alındığını belirten ve teşekkürlerini ifade eden bir mektup da elimde durmaktadır.

Müteakiben, bu enstrümanların sergilenebileceği, camekân veya vitrini de yaptırmaya hazır olduğumu defaatle ifade etmeme rağmen, bu mümkün olmadı, Mevlevihaneden sorumlusu dostum Veysi Dörtbudak´ın görev yeri değişti ve nihayet adı geçen enstrümanlardan, ud haricindekiler, Mevlevihanenin ortasındaki bir duvara çakılan çiviler üzerine yerleştirilerek sergilenir oldular. Her ziyaretimde bu sazları duvarda, udu da, arama sonucu dolapların içinde müşahede ettim.

Tarih boyunca Mevlevihanelerde icra edilen musikinin en has sazları olan Ney, Kudüm ve Rebabın yanına kendi sazım olması hasebiyle bir ud ve bir klasik kemençeyi katarak oluşturduğum enstrüman kompozisyonu Mevlevihanenin ortasında mevcut olmasına rağmen, geçtiğimiz günlerde, "Mevlevihanede Ney Yokmuş" haberi, gazetemizde boy, boy fotoğraflarla kendini gösterdi.

Haberde, Manisa Mevlevihane Müzesini ziyaret eden bir çiftin, Mevlevihanelerin sembolü olacak bir Ney´ e rastlamadığı ve bu sebeple yanlarındaki bir Ney sazını Mevlevihaneye hediye edilmek üzere Belediye Başkanına verdiklerini ve de Belediye Başkanının objektifler önünde bu açıklama ile bir Ney sazını Celal Bayar Üniversitesi Rektörüne takdim ettiğini gördük ve tahmin ettik ki;

-Ya bizim birkaç ay öncesine kadar yerinde duran emanetlerimiz, duvarda çürümesin diye udun yanına, yani dolap içerisine saklandılar.

-Ya Belediye Başkanı Dostum ve Üniversite Rektörü Hocamız Mevlevihanedeki sazları görmemişlerdi.

-Ya da bozuntuya vermeyip, siyaseten böyle davrandılar.

Her halükarda hayırlara vesile oldu diyeceğiz. Çünkü, bendeniz 6-7 sene evvel beş adet sazımı yayı, mızrabı, zahmesine kadar takımlayıp, Mevlevihaneya hediye ettiğimi, fakat bir dolap yaptıramadığımı ve bu Sazların duvarda çürümekte olduğunu, teeddüp edip yazamazdım.

Şimdi yeri geldi, belki kendiliğinden; Konya Asitanesinde Hazreti Mevlana´nın huzurunda Hocam Udi Cahit Gözkan´ın ve Udi Şerif Mutittin Targan Üstadın Udlarının bulunduğu camekân vitrin örnek olur. Bir eksiğimiz daha tamamlanır. Zira Hazreti Mevlana´da tekemmül esastır. Hazret; "nebatsan-hayvan, hayvansan-insan, insansan-insanı kâmil oluncaya kadar tekemmül devam edecektir" diyor. Hatta Hazret´in "hamdım, piştim, yandım" ifadesi de aynı minval üzeredir.

Hatta bu vesile ile, Mevlevi kültür mirasımızın bir kayıp parçası diyebileceğimiz ve yakın zamana kadar harabesi bulunan, şimdi de yeri Belediye tarafından yeşil alan olarak düzenlenmiş, Ali Bey Camisinin doğu tarafındaki, "Manisa´nın ikinci/şehir içi Mevlevihanesi" yerine minyatür de olsa bir Mevlevihane izi veyahut da bir Semazen heykeli dikilerek, mermer bir levha üzerine, bu mahaldeki Mevlevihanenin tarihi yazılabilir. Böylece tarih ve turizm kenti olma iddiasındaki Manisa´nın bir değeri daha gün ışığına çıkartılır, bir eksik daha tamamlanır.

Son olarak da, Tezcan Karadanışman Ağabeyimizde; büyükdedelerinden veraseten intikal eden, Manisa Mevlevihanelerinde yıllarca üflenmekten içi cilalanmış, küçük boy bir Ney çeşidi olan, bir adet asırlık "Nisfiye", Mevlevihaneye hediye edilmek üzere beklemektedir. Bakalım Basın, Siyaset ve Mevlevihane sorumluları, bu emanete sahip çıkacaklar mı?

Cemil ALTINBİLEK

Manisa Denge Gazetesinin 18.8.2008 tarihli nüshasında yayımlanmıştır.