CEMİL ALTINBİLEK

MANİSA KİMİN?

MANİSA KİMİN?
Manisa Denge Gazetresinin 11.08.2008 tarihli nüshasında yayımlanmıştır.

MANİSA KİMİN?

Tabiî ki Manisalılarındır.

Basında boy, boy ilanlarla Manisa bizimdir sloganı ile siyaset yapıldığını, herhalde görmeyen kalmamıştır.

Ancak Manisalı olmayıp, bu ilanla Manisa siyasetine müşteri arayanların, Manisalı olup, olmadıklarını araştıran, soruşturan Manisalılar bulunacağını da bilmeleri gerekir! Diyeceğimiz o ki; mefhumlar doğru kullanmalı, gelebilecek tepkiler de iyi hesap edilmelidir.

Manisa´da eskiden beri misyoner siyasetçiler rol aldı. Bilhassa radikal partilerin il başkanı, milletvekili adayı veya yöneticilerinin dışarıdan görevli geldiklerini çok kereler müşahede etmişizdir.

Çünkü Manisalılar genellikle halis-munis insanlardır, pek kavgacı değillerdir. Bu sebeple mücadele verecek kişilerin dışarıdan ithal edilmesini yadırgamamak gerekiyor.

Ama Manisalılara da iş düşüyor!

Tıpkı bu günlerde Manisa gazetelerinin manşetlerinde yer alan; "Protestan Kilisesi" gibi, "on beş kişilik cemaati ile Pazar ayini yapmışmışlar ve şaraba ekmek bandırıp yemişler".

Manisa´da kilise cemaati nereden bulunur? Tabiî ki en yakın kozmopolit yer, büyük şehir İzmir´den veya başka bir Ülkeden de turist olarak gelebilirler, ne de olsa uzay çağında olduğumuz ifade ediliyor.

Bir de misyoner değillermiş! İsa´yı tanıtıyorlarmış.

Bırakınız efendim, komik olmayınız. Bizim İsa´yı Musa´yı tanımaya ihtiyacımız yok, biz onların isimlerini taşıyoruz.

Kulamızda türbesi bulunan, Bizim Yunus Emre´miz, "gökyüzünde İsa ile-Tur Dağında Musa ile-çağırayım Mevla´m seni" diye yakarmıyor mu?

Hz. İsa´nın rivayet edilen kerametlerinden birisi de "ölülere can vermesidir". Acaba bu yeni kiliseciler, Manisa da böyle bir göreve mi soyundular? Eğer öyle ise, hemen bir tasavvuf ulusunun cevabını nakledelim. "İsa´mı idi? ölülere can veren", " Kâinatın sahibiydi O".

Yeni Kiliseciler, gidin, Hıristiyan geçinip, dinle, imanla alakası kalmayan, materyalist kitlelerinize yeniden dininizi anlatın. Manisa´yı karıştırmaya çalışmayın.

Manisalılar olarak da uyanık bulunalım, tahrik kabilinden bu oluşumun üzerine çok fazla da odaklanmayalım. Müşteri bulmayıp, geldikleri gibi gitsinler.

Zira Manisa´daki kilise cemaati; Manisa´yı Yakmalarını müteakiben, Kurtuluş Ordularının önünde ve perişan bir vaziyette, ilelebet bu toprakları terk etmişlerdir. Geride bıraktıkları sahipsiz, cemaatsiz kiliseler de zamana yenilerek, yer ila yeksan olmuştur. Üzerlerine ölü toprağı örtülmüştür desek de yeridir.

Asırlardır, Manisa´nın Çaybaşı deresinden çok sular aktı, Gediz´e ulaştı ve Deryaya kavuştu. Yani su dolandı, yolunu buldu. Çer-çöp kalmadı. Her bir şey Merkezine oturdu.

Manisa´ da elbet Manisalıların olacaktır.
Biganeler geldikleri gibi, gidecektir.

Cemil ALTINBİLEK