CEMİL ALTINBİLEK

MANİSALILAR KAÇ KİŞİ?

MANİSALILAR KAÇ KİŞİ?
MANİSA DENGE GAZETESİNDE 23.09.2008 GÜNÜ YAIMLANMIŞTIR

MANİSALILAR KAÇ KİŞİ?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye´deki nüfus artış sıralamasında Manisa´nın dördüncü il, Ege Bölgesinde ise birinci olduğunu öğrendik.

Ancak bu birinciliğimize sevinebilmemiz imkânsız. Zira Şehrimizdeki bu olağanüstü nüfus artışının sebebi dışarıdan aldığımız göç ve bu göçün getirdiği insanların yüksek doğum oranlarıdır.

Yoksa Manisalılar nüfus artışında ne Ege´de birinci, ne de tüm Ülke çapında dördüncüdür.

Şehrimizdeki hızlı sanayileşme, bu iç göçün en önemli nedeni, tabiî ki sıcak iklimini, verimli toprağının da hayat şartlarını kolaylaştırdığını eklemek lazım.

Ama gözden kaçan bir başka sebep de Manisalının ataletidir. Yaşam biçimini değiştirmede geri kalan hemşerilerimiz, ne yazık ki açılan yeni iş sahalarını dışarıdan gelenlere kaptırmaktadır.

Siyasetten, ticarete yabancılaşan şehrimizde, Manisalının amir-memur olması veya bağında, bahçesinde mahsul bulabilmesi ihtimali günden güne azalmaktadır. Hele esnafın büyük marketler karşısında geçinebilmesi olası değildir. İğneden, ipliğe her türlü metaı satan büyük marketler şehrin içinde oldukça, vatandaşın alış-veriş için çarşıya, pazara gitmesine gerek kalmamaktadır. Böylece de esnaf dediğimiz orta direğin göbeği ortadan kalkmaktadır. Bu konu aynı zamanda tüm Ülkenin meselesidir. Eriyip, yok olan bu orta sınıfın pek bir geçim alternatifi de bulunmamaktadır. Çünkü dededen-toruna bir aile geleneği halinde sürdürülen esnaflık mesleği mensupların ne fabrikada işçi, ne ovada çiftçi, ne de yeni iş sahalarında var olabilme ihtimali zihinlerinde mevcut değildir. Hal böyle olunca artık insan geçmeyen eski çarşının sokaklarında oturup, nasip, kısmet beklemekten başka çare de kalmamaktadır. Bu insanlar, evine hazır yemek, kapısına kömür servisi yapılan zevattan da değildir.

Diğer tarafta Şehrimizde gelişen sanayi kuruluşları ve personel istihdam eden büyük işyerlerini Manisa´ya dışarıdan gelen nüfus doldurmakta, yeni iş ve ihaleleri de keza dışarıdan gelen iş adamları ve sermaye almaktadır.

Bu durum, gelir dağılımından, mahalli kültürün yaşanmasına, hemşeri dernekleri çatısı altında ayrışmadan, doğu-batı gerilimine kadar birçok sosyal problemi de doğurmaktadır.

Zira Manisa; İstanbul, İzmir, Ankara gibi kozmopolit ve Ülkedeki tüm kültürlerin içi içe, ama birbirine yabancı yaşadığı bir büyük şehir değildir. Kendine has adet ve görenekleri olan, tarihi ve kültürel mirasının kimlik kazandırdığı bir Anadolu şehridir. Bu durum da bizim en önemli vasfımızdır. Aksini düşünüyor olsak, ne diye marka şehir olmak, tarih, kültür ve turizm kenti olmak iddialarında bulunalım?

Ezcümle, "Dağdan gelip, bağdakini kovma" Manisa atasözü kuvveden fiile çıkmasın. Seneler sonra oturup Manisa´da kaç kişi kaldık diye saymayalım.

Büyümeye, gelişmeye, modernleşmeye, çağdaşlaşmaya hiçbir diyeceğimiz yok. Hatta bunları istemeliyiz. Ama kimliğimizden kopmadan, değerlerimizi koruyarak, insanımıza sahip çıkarak, kökü mazide olan ati misali, geçmişten geleceğe bağlarımızı koparmadan ilerleyelim.

Bu konuda bireyden, kamuya hepimize iş düşüyor. Manisalıları koruyup, kollayalım, onlar da Manisa´yı koruyup kollasınlar.

Cemil ALTINBİLEK
Manisa İli Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Onursal Başkanı

Manisa Denge Gazetesinde yayımlanmıştır.