CEMİL ALTINBİLEK

MANİSA YUNT DAĞI KÖYLERİNE OTO YOL YAPILSIN MI?

MANİSA YUNT DAĞI KÖYLERİNE OTO YOL YAPILSIN MI?
MANİSA DENGE GAZETESİNDE 21.10.2008 GÜNÜ YAYIMLANMIŞTIR.

YUNT DAĞINA YOL YAPILSIN MI?

Elbette yapılsın.

Neden mi?

Manisa´nın bin senelik sahipleri rahat gelip-gitsinler diye.

Manisa´nın Saruhan Beyliğinden bile önce bu topraklara yerleşmiş sakinleri, halis Türkmen-Yörükleri kentlerine daha kolay entegre olsun diye.

Bu dağ köylerinde doğup, büyüyüp, ama ancak birkaç defa şehre inen, Yörük kızları Manisa´nın caddelerinde salınsın, isterlerse okuyup-çalışıp ekonomiye katılsın diye.

Yunt dağ köylerinin delikanlıları, ulaşım daha yakın olduğundan Aliağa rafinerisine çalışmaya gideceklerine, Organize Sanayi Bölgesindeki Fabrikalarda çalışabilsin veya Şehir Merkezinde bir iş tutabilsin diye.

Taş ve kaya olduğundan üzerinde ot bitmeyen, ekilen mahsulün başak bile vermeyip, saman elde edilen çorak arazilerinde "Uydu Kentler" inşa edilsin, bitip-tükenen Manisa ovasının verimli toprakları heba olmasın diye.

Ormanlık sulak bölgelerinde mesire alanları açılsın, Manisalı, Süreyya ve Mevlevihane Piknik Alanı dışında, bakir ve adeta cennet misali küçük yaylacıklarda nefeslensin, uygun yerlerine de yazlık evler, köşkler yapılsın diye.

Subaşlarına, önlerinde hayvanlarında sulanabileceği küçük çeşmeler inşa olsun, bu çeşmelerin etrafına köy pazarları kurulsun, köylü mahsulünü ve emsalsiz Yörük halılarını pazarlasın diye.

Şu andaki mevcut yollarla bir-bir buçuk saatte gidilen 30-40 kilometrelik köylere, yarım saatte ulaşılabilsin, bu köylere de Manisa çevresinin elde ettiği imkanlar sunulabilsin diye.

Ama bütün bunlar için tabiî ki ormanları yok etmemiz gerekmiyor.

Senin-benim köyüm diye, bir kısım köylere ayrıcalık yapmak gerekmiyor.

Yuntdağ köylerinin tamamına fayda sağlayacak, ileriye dönük projeler gerekiyor.

Zira hem sosyal-kültürel, hem de coğrafi olarak Manisa´nın Yuntdağ köyleriyle bütünleşmekten başka çıkar yolu yoktur. Manisa´nı yarınlarını planlayanların bu realiteyi görerek, eleştirilere de kulak vererek, yoluna devam etmesi gerekiyor.

Son nüfus artışlarından önce, Manisa Merkez nüfusunun, yüzde kırk oranda Yunt dağ kökenli vatandaşlarımıza dayandığı ifade edilirdi. Manisalı´nın profili hakkında yapılan analizlerde de Yörük-Göçmen karışımı insanlarımızdan söz edilirdi. Bir de Anadolu´nun dört bir tarafından gelen amir-memur gibi geçici görevliler, mutlaka Manisa´mızda yerleşir kalırdı. Eskiden göçmen veya muhacir tabirinin içine sadece balkan göçmenleri girerdi ve onlar da kendi içinde Yunanistan, Bulgaristan, eski Yugoslavya menşelerine göre ve hatta Arnavut, Boşnak gibi Balkan Türkleri kökenlerine göre ayrılırlardı. Ancak hiçbir kimlik sorunu yaşamadan, Vatan ve Bayrağa sahip çıkarak bütünleştiler. Şimdilerde Orta, doğu ve güneydoğu Anadolu göçmenleri tüm ege vilayetleri gibi Manisa´mıza da yerleşmişlerdir. Bu durum Ülke şartlarından kaynaklanan kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısı ile bu gün "göçmen" tanımı daha değişmiş ve genişlemiş, yüzlerce yıl önce yerleşmiş Yörükler ve göçmenler daha bir azalmış ve daha çok kentli olmuşlardır.

Manisa´nın nüfus yapısı hakkında birkaç kelime daha edelim. Geçtiğimiz haftalarda Manisa kimindir sualine, Manisa Manisalılarındır demiştik. Sonra Manisalılar kaç kişi diye sorguladığımızda, yıllar sonra Manisa´da Manisalıları saymayalım, şimdiden ileriyi görelim diye bir uyarıda bulunmuştuk. Şimdi de Yunt dağ köyleri Yörük-Türkmenleri ile Manisa Merkezinin yeniden bütünleşmesini yazıyoruz.

Hayır, ilk aklınıza geldiği gibi etnik ayrımcılık yapmıyoruz. Her yazısında "Manisa bizimdir diye imza atan Tezcan Karadanışman Ağabeyimizden, sık, sık"Manisa´yı çok seviyorum" diye iltifatını esirgemeyen Mustafa Pala dostumuza kadar, bir avuç Manisa sevdalısından biri olarak, şehrimizin değerlerinin tespit ve muhafazası yolunda, memleketimize olan tutkumuzu serdediyoruz. Yoksa Manisa´ya şu veya bu şekilde gelip, yerleşmiş ve kendini bu toprakların mensubu kabul eden hemşerilerimize tabiî ki bir diyeceğimiz yok. Ve de tabii ki, Manisa ne aşiret ne de bir sülale şehri değildir. Osmanlı İmparatorluğu bir kavimler mozaiği idi, Türkiye Cumhuriyeti de, "Ne Mutlu Türküm diyene" vecizesi altında birleşmiş bir mozaiktir. Manisa da köklü bir vilayet olarak bu mozaiğin parçasıdır. Ama teşbihte hata olmaz düsturu ile örnekleyelim; "mahallemizde salyangoz satanlara" veya "kendilerini bu toprağa ait saymayanlara" her zaman söyleyecek sözümüz olacaktır. Dileğimiz ise, yine asırlardır olduğu gibi, Vatan ve Bayrak sorunu yaşamadan üniter Devlet yapımıza halel getirmeyecek bir birliktelik ve bütünleşmedir, ayrışma değildir.

Konumuza dönecek olursak, Manisa´nın haritada da şehir merkezine doğrudan bağlı Yunt dağ köylerine hizmet mükellefiyeti, hısım-akrabalık bağı ve edası çok geç kalmış tarihi bir vefa borcu vardır. Bendenizin koca ninesin de, yangından önceki asırda Yuntdağı Süngüllü köyünden, üç etekli Yörük gelinliği ile Şehre gelin geldiği, diğer bir tarafının da Balkan Göçmeni olduğu, birçok aile hatıratı ile malum ve mahfuzdur. Şahsen bu bağım sebebi ile Süngüllü Köyü çevresine Koca Dedem " Hacı Hatip Abdullah Efendi" ve kızı olan koca ninem " Elveda Cemile Nine" adına birer çeşme yaptırmak isterim. Bu konuda bir kampanya açılır ise, evveliyatları nedeni ile pek çok katılımcı çıkacağına inanıyorum.

İşte, Manisa Merkez yönetimleri, elbirliği ile Yunt dağı köylerini Merkeze bağlayacak, çağımıza yakışır çapta bir "oto yol" yapmak suretiyle, vefa borcunu ödemek için, ancak bir başlangıç yapmış olabilirler. Yunt dağı köylerine hizmetin arkası da gelmelidir. Vesselam.

Cemil ALTINBİLEK
Manisa İli Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Onursal Başkanı

Manisa Denge Gazetesinde yaımlanmıştır.