CEMİL ALTINBİLEK

Tarihin İçinde Manisa

Tarihin İçinde Manisa
Manisa Denge Gazetesi 21.08.2006,www.etvmanisa.com

TARİHİN İÇİNDE MANİSA

Tüm zamanlarda Batı Anadolu´nun önemli bir kenti olma özelliğini taşımış Manisa´nın bilinen tarihi, Milattan önce iki binli yıllara kadar uzanmaktadır. Adını Truva savaşından dönen Magnetler´den aldığı kesin olan şehrin, ilk meskunları sırasıyla; Lidyalılar, Hititler ve Friglerdir. Bu dönemden sonra, M.Ö üçyüzlü yıllardan başlayarak, Büyük İskender´in, Bergama Krallığının ve Romalıların hakimiyeti görülür. Milattan sonraki ilk yüzyıllarda da Latin, Doğu Roma ve Bizans devirleri, 1071 tarihindeki Malazgirt Zaferine kadar devam eder.

Bu tarihten sonra, sonra Türklerin Batı Anadolu´ya yönelen akınları, Ege sahillerine kadar uzanır. Bu hareketi 13. asırdaki Moğol istilaları hızlandırır. Moğol baskısından kaçan Türkmen Boyları yığıldıkları Batı Anadolu´da siyasi birlikler kurmaya başlalar.

1305 yılında şehre sızmaya başlayan Türkmen Boylarından Saruhanoğulları, on yıl süren bir mücadele sonrasında Manisa´ya tamamen hakim olurlar. Bu hakimiyet 1400 lü yıllara kadar devam eder, bu tarihten itibaren, Yıldırım Bayezit döneminde, Manisa´da Osmanlı Asırları başlar. Bir aralık Timur ordularının muhasarası sebebiyle, Saruhan Beyleri tekrar idareyi ele almışlarsa da, 1420 ler den sonra İkinci Murat´ın sağladığı sükunet ve Manisa´yı bir Şehzade Sancağı haline getirip, bilahare de yerleşmesini sonucu, Bursa ve Edirne´ nin de önüne geçen Manisa, gerek imar hareketleri, gerekse kültürel faaliyetlerin yoğunlaşmasıyla en gözde şehir haline gelmiş, İstanbul´un Fethini müteakip ise İmparatorluğun ikinci merkezi olma hüviyetini kazanmıştır.

15. ve 16.´ncı yüz yıllardaki Şehzade Sancağı olma özelliği, Manisa´yı hem bir siyasi merkez halinde tutmuş, hem de kültür-sanat ve ekonomik canlılık eksik olmamıştır.

17. yy´dan itibaren Osmanlı Yönetimindeki Sancak sistemi değişmiş ve Manisa´ya Şehzade tayini yapılmamış olmasına rağmen şehirde sulh ve sükun devam etmiştir.

Bu dönemde nüfus hareketleri ve ekonomik hareketlilik dikkat çekicidir. 16. asırdan itibaren, Yörük, konar-göçer Türkmen aşiretleri düzenli olarak şehre yerleşmeye başlar, hatta bu hareket 17. ve 18. yy.´larda da devam eder. Böylece şehrin asli nüfus yapısı oluşur. 1500 yılından itibaren İspanya´dan kovulan Yahudilerden yaklaşık 700 kişi Manisa´ya yerleştirilir. Celali isyanları dolayısı ile iç ve doğu Anadolu´dan kaçan Türk, Rum ve Ermeni guruplarının bir kısmı buraya yerleştirilir. Mora İhtilalinden sonra topraksız kalan Rumlar ve daha sonra Türk göçünü yine Manisa karşılar. Böylece Manisa´da hiç bulunmayan Ermeniler ile yalnızca Horos Köy´de oturup, Şehzade Sarayının hizmetinde bulunan Rum ahali artar. Ama hep azınlık kalmaya devam ederler, önceleri yüzde beş civarında iken zaman, zaman yüzde on ila yirmi arasında değişen nisbetlerde yaşarlar.

Ekonomik hayat da Manisa´da canlıdır. Türk Tacirleri ile birlikte Yahudi ve İtalyan Tacirlerin kayıtları Şerriye defterlerinde mevcuttur. Gerek İstanbul Payitahtına, gerekse İzmir, Seferihisar ve bir dönem Manisa´ya bağlı olan Foça Limanlarından, önceleri tahıl, pamuk, yün, baharat, sonra da üzüm ve tütün sevkıyatı ve ticareti yapılır.

Osmanlı Donanmasının Yelkenleri ve Forsaların gömlekleri Manisa´da dokunmaktadır. Manisa´da 1000 civarında, dokuma tezgahı bulunmaktadır. Bu dönem 1919 Yunan işgaline kadar sürer. 1922 yılındaki kurtuluş ve kaçan Yunan´ın çıkardığı yangında ,Manisa´nın büyük bir bölümü kül olurken, 10700 ev, 13 cami, 2728 dükkan, 19 han yanmıştır.

Balkan harbi ve müteakiben birinci Dünya savaşını sonrası büyük bir Balkan göçü de almış olan Manisa´da Mübadeleler sonrası azınlıklar ayrılmış olup, Cumhuriyet döneminde, halen ayakta duran Osmanlı eserlerinin dışında, Şehir baştan başa yeniden yapılanmıştır.

Yukarıdaki bilgileri tafsilatıyla kapsayan, Manisa yöresinin sosyal ve iktisadi tarihi üzerine doktora tezi hazırlamış olan, Profesör Dr. Feridun M. Emecan´ın, Manisa Belediyesi Kültür Yayınları arasında, 2006 tarih ve 1 numara ile yayınlanmış, "Tarihin İçinde Manisa" kitabının, önsözünde yazar; bu kitabını, Manisa tarihinin yılmaz sevdalıları olarak nitelendirdiği, Çağatay Uluçay ve İbrahim Gökçen´ in aziz hatırasına ithaf etmektedir.

Ben de bu kitapta emeği geçenlere şükranlarımı sunuyor ve Manisa´mızın Cumhuriyet dönemi ilk tarihçileri Çağatay Uluçay ve İbrahim Gökçen´in Manisa üzerine yaptıkları çalışmalarını ihtiva eden 1940-1950 lerde basılmış kitaplarını, Manisa için önemli bir kaynak olmaları hasebiyle, tıpkı basım olarak, yeniden kamu oyuna arz edilmesi temenni ediyorum.

Av.Cemil Altınbilek-info@cemilaltinbilek.com