CEMİL ALTINBİLEK

Hocaların Hocası Latif Ağa 1815-1885

”Hocaların Hocası”

Latif Ağa, Osmanlı Sarayı içinde, idârî fonksiyonunun yanı sıra ilim, kültür ve sanat akademisi vasfında olan Enderun’da yetişti ve Enderun’un en önemli mûsıkî hocaları arasında sayılmaktadır.


Enderun’daki diğer vazîfesi sebebiyle “Suyolcu” nâmı ile de anılır. Suyolcular, başta sarayın ve tüm şehrin suyollarının güzergâhlarının tâyini, îmar ve ihyâsı ile meşgul olurlar, yanlarında yeteri kadar usta ve kalfa çalıştırmak sûretiyle, suyolu ve tesisatlarının inşâ, tâmir ve tâdiline nezâret ederlerdi. Suyolcular sefer zamanlarında ise hassa mîmarları ile birlikte, sefer güzergâhındaki yol ve köprülerin îmar ve inşâsında önemli vazîfeler alırlardı.


Enderun ve Mevlevîhâneler, târih boyunca Türk mûsıkîsinin en büyük terennüm merkezleri olmuştur. Topkapı Sarayı Hümâyunu’ndaki Enderun’da mûsıkînin yalnız din dışı olanı öğretilmiş, dînî mûsıkî bilhassa Mevlevîhânelerde ve diğer tekkelerde icrâ edilerek öğrenilmiştir.


Enderun’da dînî vazîfe alanlara daha çok “Efendi”, din dışı vazîfe alanlara da “Ağa” unvânı ve rütbesi verilmiştir. Ağa’lık rütbesi ise, sancak beyliğine eş ve zaman içinde tuğ veya tüm generallik ayarında kabul edilmiştir.


Enderun, 1826’da başlayan II. Mahmut inkılapları içinde 1833’de kaldırıldı. Yerine Mızıka-i Hümâyun kuruldu. Hükümdârın taşınmasıyla birlikte çalışmalarına Dolmabahçe Sarayı’nda batı müziği ve ince saz-Türk müziği alanlarında ayrı ayrı devam etti. Bâzen de her iki müzik türüne devam eden müzisyenler yetişti. Bu dönemde batı tarzındaki nota sistemi kesin olarak mûsıkî hayâtımıza girdi.


Latif Ağa, Mızıka-i Hümâyun şefi Kānûnî Mehmet Bey’in hocasıdır. Latif Ağa’nın diğer talebeleri arasında, devrin önemli mûsıkîşinasları, Tanbûrî Ali Efendi, İsmâil Hakkı Bey, Medeni Aziz Efendi ve Guatelli Paşa önde gelenleridir.


Latif Ağa, Hacı Ârif Bey’den (1831-1885) önce şarkı formunu benimseyen bir bestekârdır. Zîra aynı mûsıkî muhîtini paylaşan bu mûsıkîşinaslar arasındaki on beş yaş farkı hoca-talebe olunabilecek kadar bir kuşak farkını oluşturmaktadır. Çok sayıda eseri günümüze kadar gelmiş olan Latif Ağa’nın bilhassa mâhur makāmındaki “Düştün yine bir şûh-i sitemkâre gönül” ve “Telif edebilsem feleği ah emelimce”, hicazkâr makāmında “Yoktur zaman gel, mâhım heman gel”, evcârâ makāmında “Açıldı sâneme bir tâze yâre” şarkıları iki asra yaklaşan mâzîlerine rağmen, bu güne ulaşmış ve en çok icrâ edilen klasik şarkılar arasında yer almaktadır.


Latif Ağa silsilesi ve edvârı içinde yer alan külliyâtı, başta o devirde çok iyi bir notist olan talebesi Beykozlu Kānûnî Mehmet Bey, onun talebesi Hâfız Ahmet Mükerrem Akıncı ve onun da talebesi Hüseyin Câhit Gözkân vâsıtası ile günümüze kadar, dört kuşak îtina ile muhâfaza edilerek gelmiştir.


Hocalığı ile temâyüz etmiş bu silsilenin yukarıda ismi anılan temsilcileri, târihî seyir içersinde, icrâcı olmaktan öte, mûsıkî ilminin hıfzı ve öğretilmesinde önemli bir misyon sâhibi olmuşlardır.


Mûsıkîde bir silsile

Hocam Câhit Gözkân, mûsıkînin bir asırlık hocası
Hâfız Ahmet Mükerrem Akıncı, hocamın da hocası
Beykoz’lu Kānûnî Mehmet Bey’se, onların da hocası
Hele, Enderun’dan Latif Ağa, “ Hocaların Hocası”.



Cemil Altınbilek



(Kubbealtı Akademi Mecmuasının 2008 Temmuz sayısında ve Hoca Cahit Gözkan’ın Musiki Mirası adlı kitapta yayınlanmıştır. Cemil Altınbilek)